MTÜ Bilim Kafe Etkinliğinde Deprem Güvenliği ve Tarımsal Sürdürülebilirlik Masaya Yatırıldı
Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ), Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda yürütülen Bilim Kafe etkinliği kapsamında, kentin iki hayati meselesi olan deprem güvenliği ve tarımsal sürdürülebilirliği ele aldı. “Feribotta Bilim Söyleşileri” başlığıyla düzenlenen etkinlik, Battalgazi–Baskil hattında sefer yapan ArslantepeFeribotu’nun Atabey İskelesi’nden hareket etmesiyle başladı. Etkinliğe; Battalgazi Ziraat Odası Başkanı Bayram Alışık, odaya kayıtlı çiftçiler ile feribot yolcuları katılım sağladı. Etkinlikte, 6 Şubat deprem felaketi öncesi ve sonrası süreçlerden çıkarılan dersler ile Malatya’nın simgesi olan kayısı üretimini tehdit eden zirai don olayı bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirildi.
Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ), Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda yürütülen Bilim Kafe etkinliği kapsamında, kentin iki hayati meselesi olan deprem güvenliği ve tarımsal sürdürülebilirliği ele aldı. “Feribotta Bilim Söyleşileri” başlığıyla düzenlenen etkinlikte, 6 Şubat deprem felaketi öncesi ve sonrası süreçlerden çıkarılan dersler ile Malatya’nın simgesi olan kayısı üretimini tehdit eden zirai don olayı bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirildi.
Söyleşinin ilk bölümünde, İnşaat Mühendisliği alanında çalışmalar yürüten Doç. Dr. Ceren Kına, “Yapılarda Deprem Gerçeği: 6 Şubat Örneği” başlıklı sunumunda Malatya ve çevresinde yaşanan depremlerden çıkarılan dersleri katılımcılarla paylaştı. Etkinliğin ikinci bölümünde ise MTÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yıldırım, “Depremden Zirai Dona: Malatya Kayısısında Riskler ve Çözüm Yolları” başlıklı sunumunda iklim koşullarının tarımsal üretime etkilerini ve alınabilecek önlemleri değerlendirdi.
Deprem Güvenliğinde Bütüncül Mühendislik Vurgusu
Etkinliğin ilk bölümünde söz alan Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceren Kına, 6 Şubat depremleri sonrası Doç Dr Özgür YILDIZ ve Dr Öğr Üyesi Mahmut Başsürücü ile yürüttükleri saha çalışmalarından çarpıcı sonuçlar paylaştı. Çevresindeki ağır hasarlı yapılara göre beklenenin aksine bir performans gösteren, 1999 yılında inşa edilmiş olan ve dolayısıla güncel yönetmeliklere tam uymayan, 8 katlı bir betonarme yapının detaylı incelenmesinden elde ettikleri sonuçları anlattı.
Kına, düşük beton basınç dayanımına (8-10 MPa) rağmen yapının sergilediği yüksek performansın nedenlerini şu şekilde açıkladı.
Depremin yapı temeline ulaşırken yerel zemin koşullarının deprem etkisini belirli periyotlarda azalttığı ve bu durumun yapının maruz kaldığı deprem etkisini doğrudan belirlediğini ifade etti. Yapının planı incelendiğindeyse kütle ve rijitlik merkezlerinin çakışık olmasının burulma kaynaklı yapısal hasarların sınırlandırılmasında kritik rol oynadığını belirtti. Düşey taşıyıcı eleman sayısının fazla olmasının ve kolonlardaki enine donatının nispeten yeterli olmasının da yapının deprem performansını pozitif olarak etkilediğinin altını çizdi.
Kına, bina güçlendirmesi ve kentsel dönüşüm kararlarında sadece beton basınç dayanımına değil, zemin-yapı etkileşimi,yapı geometrisi ve taşıyıcı sistem düzenini de kapsayan bütüncül mühendislik analizlerine odaklanılması gerektiğini vurguladı.
Kayısıda İklim ve Bilimsel Reçete
Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yıldırım ise, 2023 depremiyle sarsılan tarımsal sistemin 2025 yılı Mart-Nisan aylarında yaşanan ağır zirai don olayı ile yeni bir darbe aldığını belirtti. Yıldırım, 2025 donunun sadece o yılın mahsulünü değil, ağaçların karbon rezervlerini tüketerek 2026 verim potansiyelini de tehdit ettiğini açıkladı.
Kayısının "yüksek riskli" bir üretimden "yönetilebilir risk" seviyesine çekilmesi için üniversitenin önerdiği çözüm yolları dikkat çekti.
Zirai don riskine karşı alınabilecek önlemler kapsamında, geç çiçeklenen kayısı çeşitleri ve anaçlarının yaygınlaştırılmasının genetik dönüşüm açısından önem taşıdığı belirtildi. Ayrıca, fenolojik izleme sistemleri ile kayısıya özel erken uyarı ağlarının kurulmasının, don olaylarının etkilerini azaltmada kritik rol oynadığı ifade edildi. Bilimsel bakımın altı çizilerek, analizlere dayanmayan geleneksel uygulamaların terk edilmesi ve bilimsel temelli bitki besleme ile budama yöntemlerine geçilmesi gerektiği vurgulandı.
"Kaybı Kader Olmaktan Çıkaracak Olan Bilimdir"
Etkinlikte, MTÜ’nün deprem ve zirai don sonrası süreçte sadece bir gözlemci değil, TÜBİTAK projeleri ve saha eğitimleriyle bölge tarımı için bir "bilimsel koordinasyon merkezi" olduğu vurgulandı. Prof. Dr. Yıldırım, "Zirai Don kaçınılmaz olabilir; ancak kaybı kader olmaktan çıkaracak olan bilimdir" diyerek uzun vadeli yönetim modellerinin önemine dikkat çekti.


